Kara kara kargalar karda karaltı ararlar

2/7/2008 · Kategori: yasamdan notlar


Dün sabahtan bu yana sinir stres içindeyim. Bu sabah kalkıp gelişmeler için haberleri dinleyince daha da sinirlerim bozularaktan işe geldim.

Bu memleketin hali nedir, bu nasıl bir aymazlıktır, bu nasıl bir rejimdir tartışmaları ile başladık güne. İddianamesi bile ortada olmayan, Ergenokon soruşturması kapsamında Atatürkçülükleri ile tanınan insanların
gözaltına alınmasını bu ülke için bir tehdit olarak görmeyelim de ne yapalım?

Hakka hukuka sığmayan uygulamaların faşizan bir anlayışla yaygınlaşması bizi nereye götürüyor? "Ben seçimle geldim, istediğimi yaparım" zihniyeti gerçekten demokrasi mi ve demokrasi aslında insan tabiatına aykırı değil mi? Hitler de seçimle ve çoğunluğun oyuyla iktidara gelmedi mi? Gelip de dünyayı savaşa sürüklemedi mi? Faşist uygulamaları dünyada kara bir leke olarak anılmıyor mu?

Bu ülkenin Atatürkçülükleri ve cumhuriyetçilikleriyle tanınan insanları hangi iddianameye dayanarak Terörle Şube Müdürlüğü'ne götürüldüler? Hangi "terör" suçlaması ile?

Bunların cevaplarını istemek benim vatandaşlık hakkım değil mi? Azınlık düşüncesine sahip bile olsam!

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

Yoğunluk bitti, Blogcu düzeldi

30/6/2008 · Kategori: yasamdan notlar

Son iki haftadır ciddi bir yoğunluk içindeydim. Şirketimizin sponsor olarak katıldığı 28 Haziran Cumartesi günü gerçekleşen organizasyon için gerekli düznelemelerin yapılmasından sorumlu olduğum için yorucu ama keyifli bir 2 hafta geçirdim. Bu arada Blogcu'da da ciddi sorunlar vardı; küçücük bir fırsat bulduğum zaman "hadi birşeyler yazayım" diye açmaya çalıştığım da bir türlü başarılı olamadım. Özledim blogumu, blog arkadaşlarıma genelde ulaşabilsem de Blogcu'daki arkadaşlarıma bir türlü ulaşamadım, ulaşsam yorum yazamadım. Bugün baktım, herşey düzelmiş gibi gözüküyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Resim sanatına 3 boyutlu bakmak

12/6/2008 ·

Resim sanatı göze hitap etmesine rağmen iki boyutlu olduğu için belki zaman zaman anlaşılamamış bir sanat koludur. Bana göre tüm sanat dalları paha biçilmez olmasına rağmen resimde bazen anlayamadığım, kilitlendiğim zamanlar olmuştur. Kişisel tercihim genellikle gerçeküstücüler olmasına rağmen Salvador Dali gibi, izlenimci akımındaki resimleri de her zaman sevmişimdir. Picasso ve kübizm ise resim sanatında kilitlendiğim noktalar. Eminim birçok kişi de benim gibi bu noktada bazı kafa karışıklıkları yaşıyordur.

 

Lena Gieseke adında 3D (üç boyutlu) bilgisayar animasyonları konusunda uzman bir arkadaş, Picasso'nun Guernica adlı eserini üç boyutlu hale getirerek, resimdeki o karmaşının aslında neyi ifade ettiğini anlatıyor. Guernica, 1937 yılında İspanya iç savaşı sırasında faşistlerin aynı adlı kasabayı bombalayarak yok etmelerini ve Picasso'nun bu trajediye olan tepkisini yansıtıyor.


Picasso's_Guernica_in_3D_-_by_Lena_Gieseke
Uploaded by igirao

 

Vancouver Film Okulu'ndan Marcelo Ricardo Ortiz de, aynı eseri yine 3 boyutlu animasyonla bu kez Salvador Dali'nin eserlerinin içinden geçerek anlatıyor. Ben izlerken çok keyif aldım.


Guernica - Vancouver Film School (VFS)
Uploaded by VancouverFilmSchool

 

 

Yorum (6) Yorum yaz!

Haftasonu, haftabaşı, hoşgeldin Cem bebek

10/6/2008 · Kategori: yasamdan notlar

Cumartesi günü hem babamın hem de Mini'nin kayınpederinin doğumgünleriydi. Sabahtan çıkıp hediye olayına giriştik Mini ile birlikte ve sabahki çabalarımız başarısızlıkla sonuçlandı. Nedendir bilmem babalara hediye almak hep zor gelir bana. Öğleden sonra tekrar bir denemeye çıktık, bu kez çocuklarla beraber ve tabii ki onların varlığı sebebiyle acil bir şekilde seçimlerimizi yapıp bu işi sonlandırdık. Akşam da yaşgünü kutlamaları ile sonlandırdık geceyi.

Pazar günü ise Zeytin'in yılsonu gösterisi vardı. Sabah 11'de okuluna bıraktık hazırlıklar için. Saat 13.30'da izlemeye gittik kendisini. Çok ayrıntılı bir gösteri düzenlemiş okul, aslında hoşuma gitti ama çocuklar yorgunluktan perişan oldular. Özellikle Zeytin, gözteri sonrası burnumuzdan getirdi. Yorgunluk, uykusuzluk üst noktada mızmızlığa yol açtı. Allahtan akşam erkenden yatırdığım gibi uyudu.

Dün ise sevgili eltim, 40 yaşında ikinci bebeğini dünyaya getirdi. Hoşgeldin Cem bebek Gülümse3 kilo 340 gr. ağırlığında 51 cm. boyunda küçücük minicik bebecik. Zannedersem ilerleyen dönmede Zeytin'in kabusu olacak. Zira şu anda Zeytin Efe'yi "nerden çıktı bu" diye pek bir kıskanırken, ailede ikinci bebek onu bayağı bozacak. Napalım alışacak artık. Kuzenler de kardeş yarısı ne olsa.

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

Malvarlığım - Bir sobe yazısı

6/6/2008 · Kategori: yasamdan notlar

Sevgili Nalan sobelemiş beni, malvarlıklarımız nelerdir konusunda. Ben onun malvarlığını çok sevdim doğrusu, oldukça zengin buldum. Şimdi sıra bende.

1- En büyük ve en önemli varlığım, biricik zeytin gözlü kızım



2- ve tabii ki Zeytin'e sahip olmamızı sağlayan sevgili eşim Çağ
3- Kardeşim olmadan nasıl bir hayatım olurdu bilemiyorum



4- Teyze anne yarısı ne de olsa; Efe bebeğin yarı annesi sayılırım, e o da benim çocuğum sayılır bir yerde



5- Zaman zaman kızarım ama annem-babam bitaneler
6- Çooook güzel dostlarım
7- Duvardan duvara bir kütüphane dolusu kitaplarım
8- Her sabah uyanır uyanmaz dinlediğim Radyo ODTÜ
9- Aydınlık ve huzurlu evim

İşte benim malvarlığım. Daha ne olsun . Ben de çocuklaçocuk, annekaz ve Aslı'yı mal varlığı beyanına davet ediyorum.

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

Ne okumalı?

5/6/2008 · Kategori: kitap

Bir süredir kitap okuma işini hızlandırmıştım; gerçi 600 küsur sayfalık John Fowles kitabı Büyücü'yü ancak 1.5 ayda bitirebildim ama olsun. Okuyorum ya, önemli olan da bu. Ondan sonra Kitap Yurdu'ndan aldığım 2 kitap sırada bekliyordu ama bir türlü elime alamadım o 2 kitaptan birini. Sebebi ise, 681 sayfalık bir kitaptan sonra 700'er sayfalık kitaplara geçememem.


www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al


Sonrasında 10 sene önce okuduğum ve çok keyif aldığım bir yazarın kütüphanemdeki kitaplarına bir dönüş yaptım. Şu sıra hepi topu 100-150 sayfadan oluşan ve polisiye olduğu için de 2 gün içinde bitirebildiğim Georges Simenon serisinden okumaya devam ediyorum. Ama şööle aha da bu kitap diyebileceğim birşey arıyorum. Aklımda 2 kitap var, haftasonu gidip birinden birini almayı kafaya koydum.





Kiraz Çiçekleri'ni piyasada bulmam biraz zor olabilir. O yüzden onu internetten sipariş edebilirim. Bu arada da Empati'yi okuyabilirim. Oh be! Yazarken bi okuma planı yapmayı başardım.

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Özgür Zeytin ve tam bize göre bir cihaz

2/6/2008 · Kategori: yasamdan notlar

Haftasonu hava pek güzeldi. Biz de Zeytin ile aynı yaşlarda kızı olan arkadaşlarımız ile birlikte Gölbaşı'na gidelim dedik. Hem çocuklar birlikte oynarlar, hem biz de hava almış oluruz. Nerdeee!!

Zeytin Hanım o çok sevdiği, evde çok güzel oynadığı arkadaşı Nehir'i bıraktı, koca parkta alıp alıp başını kaçıyor uzaklara. Korkusuz hatun. Yarın öbür gün evden de alıp başını gider kendi kendine gibi bir korku belirdi içimde. Bizim arkadaşlar diyor ki "gitmeyin peşinden, gittiğinizi bildiği için uzaklaşıyor". Yok öyle birşey. Çocuğun içinde var özgürlük. Gitmiyoruz arkasından - daha doğrusu çaktırmıyoruz - arkasına bile bakmıyor. Kendi kendine gidiyor başka bir mekanda oynuyor, arada bakınıyor kimse yok, "anne" diye bi bağrınıyor, gelen giden olmayınca takılıyor gene kendi kendine. Sonra sıkıldı mı bir şekilde araya taraya yolunu bulup geri geliyor. Napıcaz biz bu kızla bilmem!

Bugün internette bir alet gördüm bayıldım. Tam da bunun üstüne iyi oldu.



Turuncu olan bilekliği çocuğunuza, diğerini de kendi kolunuza takıyorsunuz. Çocuk belli bir alanda gözden kayboldu mu iki bileklik arasında bağlantı kurup, çocuğunuzun yönünü ve hangi uzaklıkta olduğunu tespit edebiliyorsunuz.



Eh şimdilik bununla idare edebiliriz; peki ya büyüyünce!

Kalıcı Bağlantı Yorum (8) Yorum yaz!

Sevgili dayım

30/5/2008 · Kategori: yasamdan notlar

Dayım ailenin yaramaz çocuğu olmasına rağmen ona karşı hep farklı bir sevgi beslemişimdir. Hem Tatarların fiziksel özelliklerini herşeyiyle barından görüntüsünden hoşlanmışımdır, hem de entellektüel anlamda çok güçlü olması beni cezbetmiştir.

Annem biz çocukken dayımın çocukluk yaramazlıklarını masal gibi anlatırdı bize; hala aklımda: İbrahim Boklu Derede, İbrahim Sünnet Oluyor, İbrahim Evden Kaçtı, vs. Ben dayımın masallarıyla büyüdüm.

Teyzemler, dayımlar, biz aynı apartmanda oturduk yıllarca. Kuzenlerimle kardeş gibi büyüdük. Hep içiçeydik. Annemle dayımın kavgalarına, teyzemin onları ayırma girişimlerine çok şahit olmuşumdur. Alkolizmin ne olduğunu da dayım sayesinde çok küçük yaşlarda öğrenmiş oldum. Evet dayım bir alkolikti. Yanı sıra, çok iyi bir gazeteci, birlikte çalıştığı insanlara karşı çok yardımsever ve sıkı bir solcu.

O çok iyi gazeteci maalesef zaman içinde alkol yüzünden işlerinden oldu, ailesinden oldu ama hiç aklından olmadı. O kadar çok okurdu ki, bu okurluk zaman içinde yazarlığa dönüştü. Bana da hep derdi "yazmalısın, en azından günlük tut". Şimdi belki de bu blogu tutarak biraz da o vasiyeti yerine getiriyorum. Okumanın ve yazmanın insan aklını sağlam tuttuğuna inanırdı; bir de bulmaca çözmenin.

Hayatımda oturup konuşmaktan, anılarını dinlemekten en çok keyif aldığım insandı. Kafası iyiken bile...

Son yıllarda alkolü bırakmıştı ya da daha az içiyordu diyelim. Ölümünden sonra bulduğumuz günlüğünde "artık bünye kaldırmıyor, içemiyorum" yazıyordu. Son yıllarını anneannemin yanında geçirmişti - ki anneannem de derdi "şu 2-3 yıldır İbrahim'den memnunum, kendi odasında yazıyor, çiziyor, bana da yardım ediyor" -.

Öldüğü gün - bundan tam tamına 4 yıl önce bugün - annem aramıştı anneannemi, telefona dayım çıkmıştı; annemle dayım o gün o kadar samimi ve içten o kadar uzun uzun konuşmuşlardı ki - genelde anlaşamadıkları için pek konuşmazlardı, muhabbetler "annem evde mi" ve "evet" ten  öteye gitmezdi - şaşırmıştım. Hatta genelde ben de "merhaba" diyim diye hep almama rağmen telefonu, o şaşkınlıkla o gün dayımla konuşmamıştım. Belki de o muhabbetlerinin bozulmasını istemedim o an. İkisinin de aklında o konuşma yer etsin istedim. Öyle de oldu. O gece dayımın ölüm haberi geldi anneannemden. Biz hep birgün dayımın arayıp "annemi kaybettik" diyeceğini beklerken; anneannemden aldık dayımın haberini.

O kadar kolay ölmüş ki - ölümün de güzeli olur mu der insan ama olur valla - tık diye oturduğu yerde bir anda gidivermiş.

Özledim dayımı, muhabbetini, "dayıcım, sen dayını unuttun" diyen sitemlerini.

Hayatını mahvetti belki ama bana ne kadar çok şey bıraktığını şimdi daha iyi anlıyorum.

Rahat uyu dayıcım. Bak sözünü dinliyorum, günlüğümü tutuyorum.

www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Salata aşkı

28/5/2008 · Kategori: yasamdan notlar



Benim küçük böcük Zeytin salatayı - özellikle de marul ya da göbek salatayı - çok sever. Anasına bak kızını al durumu. Ben de bayılırım, yemeği asla salatasız yiyemem. Ancak Zeytin'in dün geceki olayı gibisine de daha önce rastlamamıştım doğrusu.

Gece 03.00 sularında, hepimizi güzel uykumuzdayken Zeytin'in ağlama ve inleme seslerine uyandım. Çocuk bir anda coştu, "salata istiyorum" diye ağlıyor, kıyamet kopuyor. Ben önce bunun bir gece terörü olduğunu düşünerek, içerideki odaların ışıklarını açtım, kucağıma alıp sakinleştirmeye çalıştım; ancak bizimki yırtınıyor "salataaaa" diyerek. Gittim süt ısıttım getirdim, süte bakıp "bu salata değil, salata nerde" demez mi! Hoppalaaa . Allahtan akşam yaptığım göbek salatasını bitiremeyiz diye bir kısmını ayırmıştım. Koştum, getirdim. Aman allahım bir iştahla yedi ki o salatayı gecenin üç buçuğunda. Üstüne de çişini yaptı, sütünü içti ve rahatlamış olarak uykusuna geri döndü. Ben de bu işe bir anlam veremedim .

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

Heheyt, robot yer temizleyici :)

27/5/2008 · Kategori: yasamdan notlar

Bu sıralar temizlik ile bozmuş durumdayım. Haftasonu gardrop içleri indirildi. Dolapların içi temizlendi, kışlıklar yıkandı, vakumlu torbalara konup kaldırıldı. Ama hala eksik birşeyler var temizlik konusunda. Şööle iyice bi silip paklamak gerekiyor her yeri ama sıra bir türlü ona gelmiyor. Bakın internette dolanırken temizlik konusunda ne buldum: Scooba Robot Yer Temizleyici 



Çok faydalı bir eser bana göre. İçine suyunu, temzilik malzemesini koyuyorsunuz, düğmesine basıp salıyorsunuz evin içine. O kendi kendine temizliyor yerleri. Siliyor, süpüyor, biraz uzun sürüyor ama olsun . Buradan bu küçük aletin nasıl çalıştığına dair bilgi alabilirsiniz. Ha bi de fiyatı var tabii. Bu konfora fiyatı da yüksek tabii. 300 $ civarında bi parayı ödeyen ancak bu lükse sahip oluyor, yoksa kollara kuvvet.

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »